21 Mart 2011 Pazartesi

iki eylem

turuncuyazılar ve tuhaf kısım'a kardeş geldi.

iki eylem: fotoğraf ve yazı üzerine ortak deneme! yayında.

27 Ekim 2010 Çarşamba

tuhaf kısım

turuncuyazılar'ın ölümünün üzerinden çok geçmeden tuhaf kısım yayında, tıkla!

25 Ekim 2010 Pazartesi

bitti

-bu son konuşmamız mı olacak?
-evet.
-artık ne biz konuşacağız ne de o, öyle mi?
-evet.
-turuncuyazılar bitti mi artık?
-bitti.

23 Eylül 2010 Perşembe

bağlılık


-seninle konuşmak özlenecek bir şey.
-konuşacak kimsen olmadığı için.
-gururunu okşaması gereken bir cümleye niçin bu kadar olumsuz bakıyorsun?
-gerçek olmadığına inandığımdan.
-inançların gerçekleri yok edebilecek kadar güçlü mü?
-onlar gerçeklerin üzerini örtebilirler.
-bu tam bir kandırmaca!
-kendi kendini kandırmayı başardığın sürece sorun oluşturacağını sanmıyorum.
-bu kabul edilemez.
-inançlarım kuvvetlendikçe, gerçeklik de değişecektir.
-peki ya değişen gerçekliğe ulaşıncaya kadar geçen süre?
-acı çekmeden zevk alamazsın.
-zevk almak için acı çekmek gerekir önermesini reddediyorum.
-konu dağıldı.
-kafamı karıştırıyorsun, düşüncelerini takip edemiyorum.
-onları takip edemediğin için seviyorsun.
-anlamadığıma hayranlık duyduğumu söylemekten çekinmemeni protesto ediyorum.
-üzülme sadece sende olan bir zayıflık değil bu.
-o halde sen de anlam veremediğin veya hızlı akan düşünceleri yakalayamadığında hayranlık hissi gütmeye başlıyorsun.
-yansıtıyorsun.
-üzerimdeki suçlamalar beni yoruyor.
-tartışmamak senin elinde.
-benim elimde olan hiçbir şey yok!
-yerine oturmalısın.
-tamam sakinleşeceğim, ancak beni daha fazla yorma.
-yorulmamak senin elinde.
-mümkün mü senden ayrılabilmek?
-değil.
-ne sana katlanabiliyorum ne de senden ayrılabiliyorum.
-seni bana bağlı tutan gerçekliği merak etmedim değil.
-öyle bir gerçeklik yok, sadece inançlarımın perdelediği acı gerçekler var.
-senin de perdelerin var.
-itiraf en güzel rahatlama yöntemidir.
-düşünce akışımı izleyemediğinden emin misin?
-bazen de önüne geçtiğim için kaçırıyorum seni.
-bana olan bağlılığını niçin bu raddede inceleme gereği duydun?
-çünkü sana olan kızgınlıklarım sana bağlılığımı olumsuz etkilemekte mi merak ediyorum.
-sonuç nedir?
-sonuç hiçbir zaman olmayacak. süreci merak ediyor musun?
-yorgun olduğunu biliyorum.
-bu kadarı kafi.
-bitirmek istiyorum.
-hay hay.

29 Ağustos 2010 Pazar

sen haksızsın botero



 botero:
“bir ressamın resim yapmasının tek nedeni kendi dünyasını yaratmaktır. gerçeklik zaten orada duruyor, onun resmini yapmanın bir gereği yok. buna paralel bir şeyin, zihinsel bir gerçekliğin resmini yapmanız gerekir. şiir, müzik ve edebiyat gibi, sanatçının kafasında var olan ve insanların tadına varabileceği bir şey.”



anlatanlar:
“fernendo botero’nun sanatı, yalnızca anlatı ya da temsil olmayıp, yaşamın kapısını çalan içsel bir kavrayışın gücünü taşır. Latin ve Kolombiyalı kimliğini özenle koruyan botero, folklorik öğelerin yanı sıra, sanat tarihinin en büyük ustalarından beslenerek özgün tarzını oluşturmuş; zengin iç dünyasını, incelikli, esprili e bilge bir yaklaşımla yapıtlarına yansıtmıştır.”
sakladığın bir durum yok ortada. ne yaptığını açıkça anlatmışsın. söylediğin sözler o kadar sıradan ve alışılageldik ki yaptığın işler için sana kızamıyorum. yaratmış olduklarının aslında başkalarının yaptıklarından farklı olmadığını ancak bu kadar güzel itiraf edebilirdin. söylediğin sözler sadece bir sanatçı için değil, tüm insanlar için geçerlidir. sözlerin fazla günlük botero! “gerçekliğe paralel olan şey zihinsel gerçeklik ve bu da sanatçının kafasındadır.” (!) yaptığın işlerin özgünlükten uzak olduğunu bu denli kolay bir şekilde ortaya koyduğun için seni tebrik etmekten alıkoyamıyorum kendimi. insan kendi kendine düşünmeden edemiyor: “başka nasıl olabilir ki zaten?”
sergiyi düzenleyenler, acaba botero’nun bu, sıradan, önemsiz, özensiz ve gereksiz sözlerini çok aradılar mı, merak etmekteyim. eline fırça alan her insanın söyleyebileceği sözleri söyleyip; bir o kadar sıradan resimler yapan botero’yu pera müzesi’ne getirmekle uğraştıkları için daha anlamlı şeyler yazabilirlerdi diye eleştirilmekten kaçamıyorlar; yoksa altına yazdıkları açıklama sebebiyle eleştirilmemeliler bile. eleştirilmeye değmeyecek bir söz dizisi bu. içsel bir kavrayışın gücünden bahsederken, kastettiklerini kendileri bile anlamıyorlar. anlaşılması güç bir cümle yaratmak için sanat dünyasında kullanımları yaygın olan kelimeleri bir araya getirmek kadar kolaya kaçmanın hiçbir suçu yoktur bu dünyada. ardından gelen diğer cümle ise bir önceki ile alakasız olup, botero’nun taklitçiliğine kılıf uydurabilmek için uzatılarak anlam karmaşası yaratmaya çalışılan gereksiz kelimeler bütünüdür.
bir sergi ancak bu denli özensiz hazırlanabilirdi. gerçi sanatçı demeye dilimin varmadığı botero için daha ne hazırlayabilirsiniz tartışılır. estetik kaygılardan uzaklaştıkça aykırılığın bayrağını en önde gururla taşıdığını sanan yüzlerce ressamdan bir tanesi o sadece. yapılmayanı yapmak adına saçmaladığında ve ortaya yeni bir şey koyamadığında bunu farklı bir şekilde anlatarak, yeniye ulaştığına insanları inandırabilirsin. ancak kendi benliğin bu aldatıya çok fazla katlanamaz.
eminim, ruhuna baskı yapan, farklı bir şey yapmadan farklılar arasında sayılma hissinin getirdiği vicdani yük seni yeterince yormuştur. bu yüzden, yazdıklarımı okuyamayacağın için mutluyum.
tombul insanlarınla, sanat dünyasına getirdiğin müthiş farklılık(!) için insanlık sana minnettar botero.