20 Nisan 2010 Salı

mektuplar 1940

“…İngiliz hava filosunu savaş dışı bırakmayı hedef alan Alman uçakları, her hücumdan ağır kayıpla dönüyordu. Bu durum karşısında Almanya, İngiliz hava ve deniz üslerini ve endüstri merkezlerini hedef almaya başladı. 6 Eylül 1940’ta Alman saldırısı, Londra üzerine toplandı. Londra bir ay boyunca her gün bombalandı. Bu bombardımanlar sırasında 14.000 kişinin ölmüş, 20.000 kişinin yaralanmış olduğu düşünülmektedir. İngiliz Hava Kuvvetleri’nde bir pilot, gökyüzünde önceleri, ardından uçağı düşüyor, kolunu kaybediyor. Kadın evde, çok uzakta, çok uzakta olanları korumaya gönderdiği kocasını bekliyor önceleri, sonrasında ise hastanede kolunu kaybetmenin verdiği acıyla yaşamaya çalışan kocasını bekliyor. Bombardıman 7 Ekim’de Alman kuvvetlerinin çekilmesiyle bitti.”

“yakın olmak zorundasın bu adama. kapamalısın kalbindeki çatlakları. tane tane çıkarmalısın cam kırıklarını teninden. soluk borusuna vermelisin nefesini. soluk soluğa kalmalısın. adım atamadığında, koltuk altına girmelisin.”
6 Eylül 1940

“yakın olmak zorundasın bu kadına. tamir etmek yetmez, yeni bir kalp bulmalısın her defasında. ciğerine işlemiş cam kırıklarını bulmalısın. akciğerlerine doldurmalısın soluğunu. gerekirse kesmelisin havayı ciğerlerine çekmeyi. tutmadığında elleri ayakları, eli olmalısın, ayağı…”
13 Eylül 1940

“yakın olmak zorundasın bu adama. paylaşmalısın kalbini, yorulduğunda kalbi. bir bütün olunca cam kırıkları tüm organlarıyla, camdan yapılmış gibi nazik davranmalısın. yeni bir atmosfer yaratmalısın, sadece o nefes alabilsin diye.”
28 Eylül 1940

“yakın olmak zorundasın bu kadına. fitlerce yüksekteyken, kalbini çıkarıp atabilmelisin, kucağına. camdan yapılmış bedenine bombalar yağdıranları cezalandırmalısın. gökyüzündeki bulutlara söylemelisin kana bulamasınlar havayı. kan solumamalı o.
4 Ekim 1940

“yakın olmak zorundasın bu adama. diyetini ödeyebilmelisin aşkının, gerekirse kolunu kesebilmelisin, ona verebilmelisin. yakın olabileceğini ispatlamalısın.”
18 Ekim 1940

“yakın olmak zorundasın bu kadına. verebilse kolunu sana, almalısın hiç düşünmeden! madem ki veremiyor bu nefret ettiği kolunu sana, kızmamalısın onu kesip attı diye… ”
25 Ekim 1940

0 yorum:

Yorum Gönder