3 Mart 2010 Çarşamba

göl, deniz (kısım iki-son)

açıklama güçlüğü çektikleri için kaçmaya mecbur edilenler, ilk gecelerini geçirdikleri mağarada korku içinde kalacaklar. sırtlarında taşıdıkları “fişlenmiş insanlar” damgaları kadar ağır olmasa da yok edilme tehlikesi karşısında iyice belleri bükülecek. ölüm düşüncesi her insanı, anne karnındaki haline döndürür. cenin pozisyonu ile savunma mekanizması gelişir. hepsinin beli bükülecek. sahte gün ışıklarıyla hayata tutunmaya çalışan çiçekler bile korkacaklar. solacaklar. öyle bir korku ki kurumaya yüz tutan göl, birden bire tüm suyunu kaybedecek. belki birkaç sene daha orada kalabilecekken, aniden yok olacak. ayaklarının altında duran, inanmadıkları toprak bile, kaçacak delik arayacak. işte o anda içlerinden biri yumacak gözlerini. ardından, birkaç dakika o halde bekleyecek. ve sonra açacak maviliğini. anlatmak istediklerini yazamayan kişilere özgü bir edayla bakacak, korkunun kaynağına doğru. bir kalem, bir kağıt çıkaracak iç cebinden. kalemi güçlükle oynatacak kağıdın üzerinde. sonra bakacaklar ki hepsi, her kelimede biraz daha azalmakta korkuları. cenin pozisyonundan çıkıp, ayağa kalkacaklar. toprak kaçmayı bırakacak. göl yeniden oluşmaya başlayacak. çiçekler bile tekrar açacaklar. harfler birbirlerine koşup sarılacaklar. dans edecekler. her danstan bir kelime çıkacak. kelimeler güneşe kuvvet verecek. güneş daha çok parlayacak. karlar erimeye başlayacak. yazamayan yazarların aklından, işkenceler geçecek. yalnızlıklarıyla ödüllendirildikleri için memnun olacaklar. idam edilen arkadaşları için saygı duruşu yapacaklar. yazmanın, aslında yazamamaktan kaynaklandığını haykıracaklar.

-kısım iki sonu.

-son kısım.

0 yorum:

Yorum Gönder