önemli açıklama!: üç sene önce dosteyevski'nin ne anlatmak istediğini anlamaya çalışırken aslı ile yaptığımız, yer yer aşırılıklar içeren denemedir.
aleksi'nin, polina'ya olan aşkını okurken birini kendinden çok sevmenin nasıl da yıkıcı olabildiğini anımsarsınız... aleksi aşkını şöyle anlatır:
dostoyevski'nin kaleminden:
“seviyor muyum onu? bir kez daha yanıt vermeye cesaret edemedim bu soruya. daha doğrusu, yüzüncü kez 'nefret ediyorum ondan' dedim kendi kendime. evet, nefret ediyorum ondan! onu boğabilsem ömrümün yarısını seve seve verebileceğim anlarım oluyor bazen. yemin ederim, bir hançeri yavaş yavaş göğsüne batırmama izin verseler, sanırım sevinçle kapardım hançeri...''
1-(karoten)
“nefret ediyor muyum ondan? bir kez daha yanıt vermeye cesaret edemedim bu soruya. daha doğrusu yüzüncü kez ‘seviyorum onu’ dedim kendi kendime. evet seviyorum onu! benden farklı yönde attığı her adım ömrümden bir gün daha eksiltiyor. onsuz aldığım her nefes boğazımda düğümleniyor, boğulacak gibi oluyorum. yemin ederim öldürebilirim onu, gözlerini bensiz açıp kapadığı her an için, bir hançer bastırabilirim göğsüne, sevinçle kaparım hançeri…”
2-(karoten)
“seviyor muyum onu? bir kez daha yanıt vermeye cesaret edemedim bu soruya. peki, doğrusu yüzüncü kez ‘seviyorum onu’ dedim kendi kendime. evet seviyorum onu! benden farklı yönde attığı her adım ömrümden bir gün daha eksiltiyor. onsuz aldığım her nefes boğazımda düğümleniyor, boğulacak gibi oluyorum. yemin ederim gözlerini bensiz açıp kapadığı her an için, ölüme bir adım daha yaklaşıyorum. belki bir hançer olabilir ilacım, göğsümde. ölümse beni ondan kurtaracak kahraman, inan sevinçle kaparım hançeri…”
3-(aslı)
“nefret ediyor muyum ondan? Bir kez daha yanıt vermeye cesaret edemedim bu soruya. daha doğrusu yüzüncü kez ‘seviyorum onu’ dedim kendi kendime. evet seviyorum onu! benden farklı yönde attığı her adım ömrümden bir gün daha eksiltiyor. onsuz aldığım her nefes boğazımda düğümleniyor, boğulacak gibi oluyorum. yemin ederim öldürebilirim onu, gözlerini bensiz açtığı ve kapadığı her an için bir hançer bastırabilirim göğsüne, sevinçle kapardım hançeri ve aşkla, milim milim ilerletirdim. gözünün içine baka baka son kez beni görerek söndüğünde gözleri, içim belki azıcık rahatlardı..”
işte bitti..
-“allahm naptım ben?
körpecik kıza kıydım?
tmm aşıkım ama elimi kana buladığıma değdi mi
zaten kırmızı kan hiç yakışmadı,
teni de morarnca iğrenç oldu
buna mı delicesine aşıktm
4-(karoten)
“nefret ediyor muyum ondan? bir kez daha yanıt vermeye cesaret edemedim bu soruya. daha doğrusu yüzüncü kez ‘seviyorum onu’ dedim kendi kendime. evet seviyorum onu! benden farklı yönde attığı her adım ömrümden bir gün daha eksiltiyor. onsuz aldığım her nefes boğazımda düğümleniyor, boğulacak gibi oluyorum. gözlerini bensiz açıp kapadığı her an suçu biraz daha artıyor, yemin ederim öldürebilirim onu. idam olmalı yalnızlığımın cezası… örneğin bir hançer bastırabilirim göğsüne, sevinçle kaparım hançeri, bir an duraksamam. kanın, nazik vücudundan süzülürken, yavaşça matlaşmasını izlerim ve biter yaşam; ben yeniden doğarım…”
5-(aslı)
“nefret ediyor muyum ondan? bir kez daha yanıt vermeye cesaret edemedim bu soruya. daha doğrusu yüzüncü kez ‘seviyorum onu’ dedim kendi kendime. Evet, seviyorum onu! benden farklı yönde attığı her adım ömrümden bir gün daha eksiltiyor. onsuz aldığım her nefes boğazımda düğümleniyor, boğulacak gibi oluyorum. yemin ederim öldürebilirim onu, gözlerini bensiz açtığı ve kapadığı her an için bir hançer bastırabilirim göğsüne, sevinçle kapardım hançeri ve aşkla milim milim ilerletirdim gözünün içine baka baka son kez beni görerek söndüğünde gözleri, içim belki azıcık rahatlardı…”
işte bitti..
-“allahm naptım ben?
körpecik kıza kıydım?
tmm aşıkım ama elimi kana buladığıma değdi mi
zaten kırmızı kan hiç yakışmadı,
teni de morarnca iğrenç oldu
beli de odun gibi sertleşti
kıvraklık falan yok oldu..
baksana şişiyo boyuna
daha doğrusu enine
ıyy buna mı delicesine aşıktm”
6-(karoten)
“nefret ediyor muyum ondan? bir kez daha yanıt vermeye cesaret edemedim bu soruya. daha doğrusu yüzüncü kez ‘seviyorum onu’ dedim kendi kendime. evet seviyorum onu! benden farklı yönde attığı her adım ömrümden bir gün daha eksiltiyor. onsuz aldığım her nefes boğazımda düğümleniyor, boğulacak gibi oluyorum. yemin ederim öldürebilirim onu, gözlerini bensiz açıp kapadığı her an için, bir hançer bastırabilirim göğsüne, sevinçle kaparım hançeri, izlerim ölümünü tek damla gözyaşı dökmeden. böylece sahte ruh, polina’nın bedeninden kovulur ve gerçek polina yeniden doğar. öldürmeliyim onu; beni yeniden sevsin diye…”
7-(aslı)
nefret ediyor muyum ondan? bir kez daha yanıt vermeye cesaret edemedim bu soruya. daha doğrusu yüzüncü kez ‘seviyorum onu’ dedim kendi kendime. evet seviyorum onu! benden farklı yönde attığı her adım ömrümden bir gün daha eksiltiyor. onsuz aldığım her nefes boğazımda düğümleniyor, boğulacak gibi oluyorum. yemin ederim öldürebilirim onu, gözlerini bensiz açıp kapadığı her an için, bir hançer bastırabilirim göğsüne, sevinçle kaparım hançeri, izlerim ölümünü tek damla gözyaşı dökmeden. merhume olunca bakalım yine beni üzebilecek mi? yani o halde de gidip beni yeniden aldatırsa yuh!
o zaman ben de delice tutkumu göğsümden yine aynı hançerle söker atarım...
peki ben merhum olunca
yine yine sevdiğimi söyler miyim?
8-(karoten)
“nefret ediyor muyum ondan? bir kez daha yanıt vermeye cesaret edemedim bu soruya. daha doğrusu yüzüncü kez ‘seviyorum onu’ dedim kendi kendime. evet seviyorum onu! benden farklı yönde attığı her adım ömrümden bir gün daha eksiltiyor. onsuz aldığım her nefes boğazımda düğümleniyor, boğulacak gibi oluyorum. yemin ederim öldürebilirim onu, gözlerini bensiz açıp kapadığı her an için, bir hançer bastırabilirim göğsüne, sevinçle kaparım hançeri, izlerim ölümünü tek damla gözyaşı dökmeden. eskiden benim için çarpan o kalbin tekrar doğması için, onu ele geçiren sahte ruhu öldürmeliyim; yeniden doğmalı benim olarak. öldürmeliyim onu; beni bir kez daha sevsin diye. öldürmeliyim onu; hem de kendi ellerimde, kendi ellerimle…”
9-(aslı)
‘’seviyor muyum onu? hayır bir kez daha cevap veremeyeceğim bu soruya… daha doğrusu yüzüncü kez ‘’nefret çığlığını’’ duyar oldum gözlerimi yaşartan… nefret ediyordum, çünkü adımlarını benden ayrı atmayı başarabilmişti. benim yapamadığımı, her zamanki gibi, o yapmıştı. nefesim boğazımda düğümlendi her ilmiği canımı yakıyordu, yemin ederim öldürebilirdim onu, evet evet, hatta yavaşça bastırmalıydım hançeri göğsüne, tek damla göz yaşı dökmeden nazik vücudunu okşayan sıcak kanının matlaşmasını izlerdim, birkaç saniye sonra direnen elleri bana teslim olur… eskiden benim için çarpan kalp tekrar doğar, onu ele geçiren sahte ruh uçunca… öldürmeliyim onu, beni bir kez daha sevsin diye, hem de kendi ellerimle...’’
0 yorum:
Yorum Gönder