yaşamı
sıradanlığı ile göz dolduran bir insan o. çevresindeki herkes gibi hayatını idame ettirebilecek kadar kazanıyor. ve yine herkes gibi çocukları var. elbette bir de karısı. günlük rutin işlerini büyük bir zevkle yapıyor. kaybedeceği çok şey olduğunu düşündüğü için de aklına bir an olsa bile düzenini bozmayı getirmemiş. sadakate önem veren ve yalan söylemeyen bir yapısı var. kısacası normal nedir sorusuna bir cevap o. o kadar normal ki bir kez olsun çizgisini aşmamış. kendisine verilen görevleri başarıyla gerçekleştiriyor bile denemiyor onun için. çünkü hayatta hiçbir başarısı yok. o sadece görevleri yerine getiriyor. bu görevlerin de sıradan işler olduğunu söylemeye gerek yok kuşkusuz. kaldı ki normal olmayan bir işi başarması imkansız onun. yapabilecekleri, herhangi bir insanın birazcık deneyimle üstesinden gelebileceği işlerden ibaret. ondan zoru başarmasını bekleyen de yok zaten. kendisinden hiçbir beklentileri olmayan insanlarla çevrilmiş etrafı. çocukları bile umursamıyor onu. okul harçlıklarını da annelerinden alıyorlar. kısacası hiç farkına varmayacaklar onun. o karşıdan karşıya hiç kırmızı ışıkta geçemez. çünkü hiçbir sürücü onu görüp yavaşlamaz. sürücüler yayaların yürüyüşlerinden tanırlar. kararlılık gördüklerinde hızlarını kesmeye başlarlar. onu gören sürücü kılını bile kıpırdatmaz. bunun bir başka anlamı daha vardır. çarpacağı insanı süzer arabayı kullanan, ona zarar vermesi halinde başına açılacak işleri düşünür. o dünyada bir trafik kazasında öldüğünde, ölümüne sebebiyet verenin en az acı çekmesi için seçilmiş olan insandır. zarar verilenin değerine göre ceza kesilen dünyada parkta duran bir bank kadar değeri olmadığını birkaç insan bilir onun. birkaç insan bilir, bunun sebebi de onun hakkında düşünen az sayıda insan olmasıdır; eşi ve iş yerindeki yöneticisi. ikisi de, varoluşu katma değer sağlamayan bu insanı mecburiyetten tanımıştır. beraber yaşamak ve çalışmak için etrafındaki insanları tanımak zorundadır kişi. evle iş arasındaki her zaman kullandığı yolun haricinde hiçbir yol kullanmaz. kendini huzursuz hissetmekten öyle kaçar ki, rahatsız edici bir durum ortaya çıkabilecek hiçbir ortamda bulunmaz. ihtimalleri gözden geçirir ve en güvenli olduğu yerde kalır. hiç şans oyunlarını denememiştir. hatta oyunlar hakkında bir fikri bile yoktur. hayatında heyecan yaratacak, umut beslemesini sağlayacak hiçbir işe bulaşmaz. düşünmemeyi kendine yol bellemiştir. aslında öyle bir yol izlediğini bile bilmemektedir. zira bunu bile düşünmemiştir. ölen adam, işte bu adam. ancak öldükten sonra adı muhabbetlerde geçmiş ve aynı gün içerisinde gömülüp unutulmuştur. tarihte yerini hiçbir şey olarak almıştır. o hiçbir tarih kitabına, dergiye, ansiklopediye konu olmamış, adı sokak isimleri düşünülürken akılların ucundan bile geçmemiştir. geriye bıraktığı şey ‘yok olan şey’dir.
ölümü
kendisine kırmızı ışık yanmasına rağmen karşıdan karşıya geçmeye çalışırken bir kamyonun çarpması sonucuyla öldü. kimseyi rahatsız etmeden öldü. olay yerine ambulans gelmesine, kamyon sürücüsüne ceza verilmesine gerek kalmadan, hemen oracıkta öldü. hayatındaki en heyecanlı şeyi yaparak öldü. ölürken yüzündeki gülümsemenin sebebi, hayatını iki saniyeliğine de olsa değiştirmesiydi…
0 yorum:
Yorum Gönder