18 Ağustos 2006 Cuma

soğuk

acımasızlığın son hattidir soğuk. ne çirkin yüzünü görebilirsiniz ne de zevk aldığını ama yine de bilirsiniz ki size acıyı tattırırken yavaş ve derinden olması gerektiğini bilir. üstüne üstlük bunu gösterecek kadar da açık yüreklidir. kendini gizlemeye ihtiyaç duymaz. isteyen herkesin farkedebileceği derinlikleri vardır. pek az kimse görür bu derinlikleri, çünkü düşünmeden kaçtığımız binlerce şeyden sadece bir tanesidir o. canımız yandığında canımızı yakan şeyden kurtulmak isteriz ya, sanırım aynı şey... ya bir battaniye buluruz ya da derecesini arttırmak için kombiye koşarız. gerçi bizim evde hala soba var. içinde kendinden geçercesine dans eden alevleri izleyebiliyorum. izlemeyi unutanlar için söyledim. durup birkaç dakika olan biteni izleyebilmek için eminim hiç kimsenin zamanı yoktur. anlatayım, odunun yok oluşunu izlemek üzere sobanın başına geçersiniz. tuhaftır ama bir o kadar da güzeldir ateş. nasıl tarif edilebilir ki bu dersiniz. kırmızı ve sarı neler yapıyorlar? ikisine de akıl sır erdiremezsiniz. sonra sobanın üzerinde kestaneler vardır. işte bu noktada çocuk oldğunuzu hatırlarsınız. tek derdinizin annenizin kendi payına düşen kestaneleri size verip vermeyeceği ya da kestane ziyafetinden sonra babanızla yapacağınız güreşin galibinin kim olduğudur. işte o anda diyemezsiniz ki çocukluk güzel şey. ta ki üstünden yıllar geçtikten sonra hatırlarsınız güzelmiş sözcüğü dökülür dudaklarınızdan. her geç kalmış şey gibi o da yetişememiştir size. zaten hep önde gitmişsinizdir bir şeylerden. geride kalanları hatırlamaya vakit bulunca ağlamak en büyük çare olmuştur. geri gelmeyecek her şey için bir dakikalık saygı duruşunda bulunursunuz. kimselere duyurmadan zamana küfredersiniz. zaman ilaç olduğu için hep küfür yemiştir zaten. silse de yaranamamıştır, silmese de. kabul etmek gerekir ki kabahat zamanda değil kendisine hiçbir şekilde yaranılamayan insanoğlundadır. her zaman suçlu insanoğludur zaten. kısır bir döngüde saplanıp kalmadan kaçmalıyım bu konudan. insan sığınma ihityacını bilinçli olsa da bilinçsiz olsa da her zaman hissetmiştir. sadece insanla sınırlamak istemem aslında, sonuçta bütün canlılar sığınamaya ihtiyaç duyarlar. sığınma isteğinin doğallığı karşısında iyice diş biler soğuk. bir kırbaçtır soğuk, iz bırakır. onunla hesaplaşmanız bitmek bilmez bir türlü. ortamın sıcaklığının arttığını düşündüğünüzde kapıyı açarsınız. sonra ortam soğur kapıyı kaparsınız. ardından yine fazla ısındığınızı düşünürsünüz, kapıyı açarsınız... dedim ya soğuk sizinle hiçbir zaman anlaşma yapmaz. sanırım güçlü olan her yerde üstünlüğünü konuşturmak zorunda. bunu hissedebilirsiniz, soğuk sizi yönlendirir siz de onun emirlerine uymak zorundasınızdır, tabi ki her şey yaşamak içindir. yaşam için neleri vermez ki canlılar? ağaç keserler, yakarlar, ısınırlar. o anda yaşamak neleri gerektiriyorsa kaçınmazlar. denge çıkıyor aslında yeniden ortaya. soğuk ve sıcak... dengeler üzerinde kurulmuş bir dünyada birbirlerini boğazlamaya çalışan iki düşman. onları savaştıran yine insanoğlu. birisinin galip gelmesi halinde kıyamet kopacak sanki. insanoğlu da ağlayıp evine dönecek.

0 yorum:

Yorum Gönder