fac.to.tum i. [Lat. fac totum, her şeyi yapan; fac, yapmak anlamındaki facere'den ve totum, her şey, bütün anlamındaki totus'tan] Bir işte yapılması gereken tüm niteliksiz işleri yapan kişi, kahya, ayakçı.
8 Eylül 2006 Cuma
sınır
kocaman bir oyuncak araba alma niyetindeyim kendime. uzaktan kumandalı olacak tabi ki de. hele biraz daha param olsun. hayallerini geniş tutan insanlardanım sanırım. hayallerle gerçekleri birbirine karıştırıp sonra da içinden çıkmak için çırpınıyorum. bizim çocukluğumuz, süt kovasından çıkmak için çabalayan kahraman kurbağanın hikayelerini dinleyerek geçti. pes etmemeyi öğrettiler körpe bedenlere. ilk düşüşümüzde dünyanın anlatılan gibi olmadığını gördük, kırıldık; sonuç da güzel oldu aslında. kendi yolumuzu çizmeyi öğrendik. kendi hayallerimizi kurmayı, hayallerimizin peşinden nefessiz kalana kadar koşmayı öğrendik. bu yüzden de olmayacak duaya amin demedik. sınırlar koyduk umutlarımıza. umutlarımız tükendiğinde elimizden tutan arkadaşlar edindik. ayakta duramayacak hallerimizde bizleri kucaklayıp, sırtlarına alan dostlara sarıldık. hiçbir şey öğretildiği gibi değilmiş, böyle düşe kalka öğrendik. karşılıksız sevginin tek adresinin anne olduğunu da keşfetmemiz uzun sürmedi. “babana bile güvenmeyeceksin” lafının neden “annene bile güvenmeyeceksin” şeklinde söylenemediğini ilk terkedilişimizde öğrendik. ilk olanların diğerlerinden daha kıymetli, daha etkili olduğunu öğrenmemiz de aynı zamana denk gelir. annesinin yüzüne tokat attığı çocuğun “anam!” diye tepki vermesini çözemedik sadece... hayatı anlamanın, ‘her şeyi anlamaya çalışmamak’ olduğunu farkettik erken yaşta. ilk olarak kendi ayakları üstünde durmayı 12 yaşındayken fatura ödettirerek öğrettiğini söyleyen anneyi anlamayı çalışmayı bıraktık. gerisi zaten geldi. sen! anlayamadığın şeye saygı duyman gerektiğini anladın sonunda. bir de hiçbir zaman çocuk yetiştiremeyeceksin onun gibi, ufak da olsa utanç verici bir not olarak düştü kara defterine.. seni yetiştirenlerin sana sınırlar koymadıklarını farkettiğin her anda etrafındakilere sınırlar getirdin. sınırları savundun, insan ölçülü olmalı dedin. zira sen hep ölçüsüzdün, özgürdün! hapis yatmanın, kalbine zincirler vurulmanın ne demek olduğunu hiç öğrenemedin, sensin muhattabım bilinçaltım! zaten aklım ve mantığımla kimseyle uğraşmam. duygularım ve zaman zaman yönetimimi ele geçiren bilinçaltım yapar kötü hamleleri. evet, rahatım şimdi, suçu içimdeki bene attım. banyodan çıkmış gibiyim, ıslak ve yakışıklı. huzur kapladı içimi. sınır yoktu değil mi? evet, dünyanın en yakışıklı insanıyım...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder