başlangıçların zor olduğunu unutabilsem bir anlığına. istemeden de olsa başlasam. diyorum ki ben dahil hiç kimse ne yaptığımın farkına varamasa. ben yine, her yazının ilk satırlarındaki saçma kelimelerin unutulması dileğiyle giriyorum bildiğim dünyaya. bildiğim tek dünya da burası sanırım. burası içindeyken kendim olabildiğim gizli dünya. çocukken bir şeylerden korkup kaçtığında insan, saklanacak bir yer arar; onu kimsenin bulamayacağı bir yer. bu dünya da öyle. benzetmelerim utandırıyor beni. bu kadar kolaya kaçmak istemezdim, okuyan! saçmalamak benim sonu gelmeyen tek hakkım, dudaklarındaki hafif gülümsemeyi beni affetmen olarak kabul ediyorum. özgürlüğümden dem vuracak değilim. hak ettiğimden fazlasını aldığımı bile düşünüyorum. kendimden bu kadar çok söz etmem endişelendiriyor beni. geçiyorum.
o kadar büyük bir çabadır ki onun gayreti, izlerken acır insan. yardım etmek ister ama yapmaması gerektiğini daha ilkokulda öğrenmiştir. bir kelebeğin kozasından çıkmasına yardımcı olmak kadar kötü bir şey yoktur. onu öldürmeye teşebbüstür bu. cinayetten yargılanma sebebidir. bırakmalı insan, müdahale etmemeli, doğanın işleyişine. kendi çabasıyla kozasını yırtan bir kelebekten daha mutlu ne vardır ki bu hayatta! gün boyunca uçar, gezmedik orman, görülmedik çayır bırakmaz. alabildiğince kucaklar çiçekleri. gün sonunda da görevini yapmış komutan edasıyla sanki bir savaş kazanmış gibi ölür. intihar. dünyanın en güzel intiharıdır bu. ertesi gün yeni bir kelebek gelir dünyaya. görev mi yoksa istekli bir davranış mı bilemiyorum fakat o da her şeyi yapar. öldüğünde gülümser yüzü.
bir kelebekten farkım yok aslında. her gün uykumdan uyanıyorum. kendi kozamı yırtıyorum. yaşıyorum ve geceleri tekrar ölüyorum. intihar. yanlış anlatıyorum farkındayım. tek güvendiğim senin engin zekan, okuyucu. şimdilerde böyle olmadığını anladığını biliyorum. zaten bu işleyiş kusursuz bir şekilde aksaydı, sana bunları anlatmam da saçma olurdu. bozuldu. intiharlarım korkularla dolu şimdilerde. geceleri ölemiyorum. sabahları ise doğamıyorum yeniden. kozamı bile yırtamıyorum. arada bir ölebilirsem de bütün gün kozamın içinden çıkmakla uğraşıyorum. tam koza yırtıldı derken. yeni bir gece başlıyor yine. intihar.
düşünüyorum da eğer doğamayacaksam ölmemeliyim. ölmemem için de doğmamam gerekir. ne çeşit bir kelebeğim ben? doğumla ölüm arasında, dünya ile koza arasında sıkıştım tam. bir bıçak işimi görür sanırım. ya kozamı keser ya da boğazımı. intihar.
0 yorum:
Yorum Gönder