karnına ağrılar girinceye dek gülmeli insan. açmazlarından sıyrıldığı her an; çıkış yolunu keşfettiği her saniye atmalı kendini dışarıya. eminim gülmenin bir dışavurum olduğunu farketmek kimse için zor değildir. ufak bir latifenin bedenimizin ölmüş binlerce hücresini harekete geçirip yok olan duyguları tekrar dile getirmesi ve bundan sonra gerçekleşecek olaylar silsilesi insanın ihtiyaç duyduğu ufacık kıvılcımın kopmasına neden olur. gülmek kişioğlunun sahip olduğu ve kimseye bu sahiplenmeden dolayı borçlu olmadığı az sayıdaki yetiden biridir ve bu yeti insanın yaşamın kıyısından tutmasına yarıyor. nedensiz yere, garip bir yerde, dudakta oluşan gülümseme, ne sebebini bildiğimiz ne de sonucunu bileceğimiz birçok olayın dışavurumudur. sonucun olduğu yerde sebebi aramak kadar doğal olan başka bir şey olmadığından dolayı, şunu söyleyebilirim ki; eğer mutluysam ve bunu hissedebiliyorsam mutlaka bir sebebi olmalı. bu sebebi arayıp, bulmanın mümkün olmadığını bilsem de bir yerlerde saklanmış olduğunu bilmek yeterli benim için. gülmek, toprağın, deprem olmadan önce içindeki enerjiyi iyice biriktirip ardından patlamasıdır. vücudun sahibinden habersiz iç dünyasında olup bitenleri fay hattının kırılması gibi dışavurmasıdır. doğal olaylar arasındaki benzerlik göz kamaştırıcı. gülmek ve deprem arasındaki tüyler ürpertici benzerlik gibi. ikisi de son bulduktan sonra bir rahatlama olacağı kesin. yüz kaslarının aşırı kasılmalarının sona ermesi gibi iyice gerilmiş fay hatları da kırılır ve rahatlarlar. sonra ikisi de acıya sebep olurlar. gülmenin, gülen kişiye ızdırap vermesi değil bahsettiğim, başkalarına işkence etmesi. depremden sonra yaşanan acılar gibi, gülen insanın karşısındakiler de acı çekebilir. dramatikleştirmeden anlatmak isterdim gülmeyi ama olmadı. gülmek artıları olan her şey gibi eksilere de sahip. dünyadaki birçok denge gibi; sağdan ve soldan oluşuyor. dengeler bozulduğunda her şey yok olacakmış, kıyamet kopacakmış, yerle gök birleşecekmiş gibi...
fac.to.tum i. [Lat. fac totum, her şeyi yapan; fac, yapmak anlamındaki facere'den ve totum, her şey, bütün anlamındaki totus'tan] Bir işte yapılması gereken tüm niteliksiz işleri yapan kişi, kahya, ayakçı.
15 Ağustos 2006 Salı
gülmek
karnına ağrılar girinceye dek gülmeli insan. açmazlarından sıyrıldığı her an; çıkış yolunu keşfettiği her saniye atmalı kendini dışarıya. eminim gülmenin bir dışavurum olduğunu farketmek kimse için zor değildir. ufak bir latifenin bedenimizin ölmüş binlerce hücresini harekete geçirip yok olan duyguları tekrar dile getirmesi ve bundan sonra gerçekleşecek olaylar silsilesi insanın ihtiyaç duyduğu ufacık kıvılcımın kopmasına neden olur. gülmek kişioğlunun sahip olduğu ve kimseye bu sahiplenmeden dolayı borçlu olmadığı az sayıdaki yetiden biridir ve bu yeti insanın yaşamın kıyısından tutmasına yarıyor. nedensiz yere, garip bir yerde, dudakta oluşan gülümseme, ne sebebini bildiğimiz ne de sonucunu bileceğimiz birçok olayın dışavurumudur. sonucun olduğu yerde sebebi aramak kadar doğal olan başka bir şey olmadığından dolayı, şunu söyleyebilirim ki; eğer mutluysam ve bunu hissedebiliyorsam mutlaka bir sebebi olmalı. bu sebebi arayıp, bulmanın mümkün olmadığını bilsem de bir yerlerde saklanmış olduğunu bilmek yeterli benim için. gülmek, toprağın, deprem olmadan önce içindeki enerjiyi iyice biriktirip ardından patlamasıdır. vücudun sahibinden habersiz iç dünyasında olup bitenleri fay hattının kırılması gibi dışavurmasıdır. doğal olaylar arasındaki benzerlik göz kamaştırıcı. gülmek ve deprem arasındaki tüyler ürpertici benzerlik gibi. ikisi de son bulduktan sonra bir rahatlama olacağı kesin. yüz kaslarının aşırı kasılmalarının sona ermesi gibi iyice gerilmiş fay hatları da kırılır ve rahatlarlar. sonra ikisi de acıya sebep olurlar. gülmenin, gülen kişiye ızdırap vermesi değil bahsettiğim, başkalarına işkence etmesi. depremden sonra yaşanan acılar gibi, gülen insanın karşısındakiler de acı çekebilir. dramatikleştirmeden anlatmak isterdim gülmeyi ama olmadı. gülmek artıları olan her şey gibi eksilere de sahip. dünyadaki birçok denge gibi; sağdan ve soldan oluşuyor. dengeler bozulduğunda her şey yok olacakmış, kıyamet kopacakmış, yerle gök birleşecekmiş gibi...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder