fac.to.tum i. [Lat. fac totum, her şeyi yapan; fac, yapmak anlamındaki facere'den ve totum, her şey, bütün anlamındaki totus'tan] Bir işte yapılması gereken tüm niteliksiz işleri yapan kişi, kahya, ayakçı.
14 Kasım 2006 Salı
çok sevmek
çok sevmek için aldığım bütün kupalar kırılıyor. bir önceki kupam lisedeydi, “sürekli kullanırım” diyerekten almıştım. amacım onunla kahve ve böğürtlen çayı içmekti. bir süre sonra bunu yaparken aldığım zevki de başka hiçbir şeyden almayacaktım. ardından istemeden sevdiğim birkaç şeyden birisi olup çıkacaktı. o, sevginin kontrol edilebilir bir duygu olduğu tezimi çürüten üç şeyden birisi olacaktı. aşık olduğum kupamın ölümü en asil görevini yaparken oldu. anlatayım: kupanın üzerinde galatasaray’ın uefa kupasını aldığı seneki monacco ile yaptığı maçın sonucu ve tarihi yazıyordu. kupanın kırılış zamanı da galatasaray’ın bir şampiyonlar ligi maçını izlemeye giderken olmuştur. hiç olmazsa yere düşüşünü görmedim bakmadım, o giderken ardından. gidenlerin ardından bakmamayı öğretmişti birisi, öyle yaptım. aradan geçen kupalar hiçbir zaman onun yerini tutmadı. dayanamadım sonunda çıktım ve yeni bir sevgili aramaya karar verdim. ilk görüşte aşka inanmayan insan olarak bu dengesiz sevmeye hala bir çözüm bulamadığımı farkettim, elma şekli vardı üzerinde, elma. bir tarafı kırmızı bir tarafı yeşil… sonra, o da öldü. sanki birisi bana bir şey veriyor, ona ısınmamı ardından da deliler gibi bağlanmamı sağlıyor ve sonra onu alıp gidiyor. aklıma düşen sorular yine bir kurt gibi beynimi kemirmeye başadı. bazı insanlar düşünmeyi araç olarak kullanmaktansa amaç haline getirirler. düşünmeden geçen her an, yaşamanın anlamsız olduğu, düşünmeye başlamadan önceki farkedilemez andır. eğer düşündüğün şeyin bir sonucu yoksa sonsuza giden yoldasın demektir. akla düşen soru “çok sevilen mutlaka bir gün gidecek midir” olduğunda sonsuza giden yolun tıkandığı yerdesiniz noktadasınızdır. yani sonsuzun sonunu bulsanız bile yolu tıkayan sonsuz kazalardan ona ulaşamayacaksınız. zaten ulaşmak istediğiniz bir sonuç varsa düşünmenin ne mantığı vardır ki. sonucu belli soruların, sonucunu aramak gibi. giden gidecektir yani. sen kalmışsın, kalan olmuşsun kimin umurunda ki! birileri seni umursasa bile sen onlara hiç pas vermeyeceksin. senin için endişelenenleri hor görmedin mi edepsizce? yine öyle olacak, belki bir süre sonra biliyor olmanın acı verdiği noktaya bile ulaşabilirsin. düşünmekten aldığın zevki, bilmekten alamadığını hissedeceksin. sevdiklerin gidince hissettiklerini de düşünüceksin, tabi ki sonunu bilmeyerek, ve bir de sonunu bilmek istemeyerek…
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder