dayanılmaz olmaya başladığında acıları, pes eder insan. kelimeleriyle yaptığı son dansında, ölmek için kendinde bulamadığı cesareti onların belini kavrarken bulur içinde.
yapabileceklerinin sınırlı olduğunu keşfettiğinde üzüntüsünü gizleyemez. ölmeyi bile beceremediğinden olsa gerek, eline yüzüne bulaştırdığı her şeyi , gerçekleştirilmesi çok zormuş gibi sunmayı seçer. seçimlerini de kendisi yaptığını sandığından, intihar girişimlerini sonuçsuz bırakıp, suçu başkalarına yükleyemez. kendini bulur katil pozisyonunda.
çektiği acıların eşik değerini aşmasından kaynaklanıyor olmalı davranışlarındaki tutarsızlığı. yazmakta bulur çareyi. yazmaya sığınıp kurtulacağını hayal eder. anlatmada yaşadığı sorunlar yüzünden anlaşılmadığını düşündüğü sözcüklerini saçar etrafa saçmasapan.
üzüntü duymanın verdiği utancı, halka açık sergisinde ifade eder. kendini aşamadığı için, kabuğuna kısılıp kaldığı için bir ucube gibi hisseder. hislerine başkalarının hissedar olmasına izin vermez. ölüm anını düşünüp, korku duymak gibi anlaşılması güç durumlar içinde bulur kendini. zaten sonuçsuz intihar girişimleri yüzünden hiçbir şeyi başaramadığını anladığında bir korku duymuştur. buna bir de anlatamadığı düşüncesi eklenince iyice çileden çıkar. başkalarını zan altına alamadığı için şahsına sürüngen gibi davranır. yapamadıklarını dünyayı kurtarmak kadar zormuş gibi yansıtmaya çalışır. gün gibi ortada duran gerçekleri kendi gerçekleriyle değiştirip sunduğunda da inanıldığını sanır. aslında her durumda beceriksizin tekidir.
*bir ve üç; iki ve dört kardeştiler.
0 yorum:
Yorum Gönder