6 Mayıs 2007 Pazar

aşk

onu yakalamaktansa akmasına izin veriyorum ya, seviyorum kendimi o anda. sevmenin de bağlılığa dönüştüğü durumlarda nirvanaya eriyorum. aşkın zamnın içinde özgürce akmasını seviyorum ben. “özgürlük” benim için içi boşaltılmış bir kavram. özgürlük deyince sözlükte olmayan binlerce anlam bitiyor aklımda. aşkımın, zaman karşısında durmaktansa, zamanın kolundan tutup, onu gökkuşağının renklerine ulaştırmasını seviyorum. bu yüzdendir ki kendimi seviyorum. narsistim evet. ben başarıyorum ki, varım. "var olmam başarmamı gerektiriyor” düşüncesinden çok başarmak için var olduğumu düşünüyorum. aşkı da zamanı tutup, uzak diyarlara kaçırdığı zamanlardan bu yana sardım sineme. aşk diyorum fakat aşk da garip boyutlara büründü bende. aşk deyince insanın aklına “o” geliyorsa, zaman iffetini çoktan kaybetmiştir, anlıyorum. bu yüzden aşk, sonunda sonsuza ulaşıyor. sonsuz aşkın tanımını yapmaya çalışan gerizekalılara vücudumun pek bir yumuşak olan ve iki loptan oluşan tatlı bir organıyla gülüyorum. eylemler içinden seçtiğim en güzel eylem, içten gülüp geçmektir. beynimdeki çocuksu kahkahalar bir sağ loba bir sol loba geçiyor. sahi, beyin de yumuşak bir organ, değil mi? işte o yumuşak organ aşkın içinden çıkamadığında, tüm bedeni aşkın tanrısına kurban ediyor. her kasımla, her damarımla ve hatta değeri bilinmeyen, itilip kakılmış, piç yerine konmuş her hücremle seviyorum aşkı. mesafeden anlamayan, hoş belki de anlamak istemeyen, zamanında ağzından bir laf kaçırmış şahsa, küfür dolu selamlarımı sunup, gönülle ıraklık arasında bir bağlantı kuran her bir canlıya bu kez götümle gülüyorum. sarıp sarmaladığı yorganları sevdiceği gibi hissedebilen her bir canlıyı kardeş belledim. kilometrelerce uzaklıktaki yumurtayı dölleyebilen çiçekleri görememiş olmak aptallık değil de nedir? polenlerini rüzgara bırakan erkeğin, yavuklusunu ve yavrusunu hiç göremeyecek olmasının ne kadar acı ve ne kadar trajikomik olduğunu anlatıyorum sana. ben ki köklerimi toprak denen canavardan koparıp sana her koşuşumda, otobüsün nefesten nemlenmiş camını silip senin beklediğini gördüğüm her anda yeşeriyorum. çiçeklerin baharda açtığını iddia eden öküzlere otobüs camından seni gören bedenimi sunuyorum. baştan yazsınlar kitaplarını. öğrensinler. polenlerimi rüzgara her salışımda kalbini bulduklarını biliyorum. ben arıları, böcekleri ve rüzgarı seviyorum. ben kendimi seviyorum, senin yanında. ben sevmenin her anının doğada bulunan o bilinmeyen güce bağlı olduğunu biliyor ve zaman denen kafirin arkasından gülüyorum...

0 yorum:

Yorum Gönder